Şampiyonluk maçı sonrası buluşuruz, demiştim.
Önce sizi şampiyonluk maçı öncesine götüreyim.
Çarşamba gecesi Hürriyet’in 60’ıncı yıl kutlaması vardı.
Kutlama mekanını seçenler geleceği çok iyi görmüşlerdi.
Çünkü mekan Galatasaray Adası’ydı (Suada).
Tepemizde Cimbom bayrakları dalgalanıp duruyordu.
Koyu bir Fener taraftarı olan Genel Yayın Yönetmenim Ertuğrul Özkök’e, bu muhteşem öngörüyü anımsatıp teşekkür ettiğimde, durumu artık siz göz önüne getirin.
Neyse belki seneye de onlar şampiyon olur canım!!!!
Hürriyet’in kutlamasından sonra kendimizi Cimbom kutlamasına hazırladık.
Doğrusu Fener’i yenmek zaten yolun yarısını geçmekti; ama asıl o muhteşem Sivas galibiyeti ardından gerçek ortaya çıkmıştı.
Ama bazı çocuklar hala buna inanmıyordu.
Onlar inanmadıkları ile kalmaya devam etsinler.
Sokaklar Cimbom
Doğrusu İstanbul’da üç gün boyunca keyifle dolaştım durdum.
Cimbom taraftarları formaları ile dolaşıyordu sokaklarda.
Bayrakçılar ise sadece Cimbom bayrakları satıyordu.
O kadar çok mekanda buluşmalarım oldu ki..
Tabi her masada Fener taraftarları da vardı; onların taraftar olduğunu ancak konuşunca anlıyordunuz; ama Cimbom taraftarı bir şekilde üzerlerinde bir işaret taşıyordu.
Ne güzel böylesi anları yaşamak.
Taraftar olarak Cimbom’a, ne kadar teşekkür etsek azdır.
Aman Tanrım! hele maç günü görmeliydiniz İstanbul’u.
Nereye gitsem Cimbom taraftarı göğsünü gere gere ortalıkta; Fener’liler tısss.
Ne yapalım futbolun güzelliği de bu.
Ama ben yine de dilerim Cimbom bunu sürekli kılar.
Stada erken gittik.
Tıklım tıklım dolu; ama biliyorsunuz Ali Sami Yen artık çok dar geliyor bize.
Dileriz yeni stat daha çok taraftarı bir an öne kucaklamaya başlar.
Bunun gerekliliğini bir kez daha yaşadı; dışarıda ne kadar çok taraftar vardı.
Bildiğiniz gibi maça sadece yerli oyuncularla çıktık.
Yabancı farkı
Biraz bunun üzerinde düşündüm; yabancıya hiç karşı değiliz; ama şu bir gerçek ki bizim yabancılarla Fener’in yabancıları arasında çok önemli bir fark var.
Şöyle çokg eriye gitmeyin yakın zamana bakın, bizim yabancılar takımla ne kadar özdeşleşiyor, taraftar oluyor.
Bir Hagi’yi, bir Mondragon’u, bir Taferel’i, bir Prekaziyi, bir Popescu’yu getirin gözününüzün önüne.
Hatta o kadar talihsizliğe rağmen alın Lincol’ü, Linderoth’u, Nonda’yı…
Onların Cimbom ile özdeşleşmesine bakın bir de dört yıldır Fener’de olan, kaptanlık bandını da taşıyan Aleks’in ruhuna bakın.
Diğerlerini de sıralayın.
Hani tamam profesyonellik güzel, iyi de, ama takım ruhunu hissetmek, onu içinde yaşatmak çok önemli.
O nedenle ben profesyonelliğin takıma taraftar gibi bağlananını hep seviyorum.
Başarıyı getiren bu olur.
Cimbom camiasının başarısı da bu olabilir.
Yani paran, lafın, hava atman çok iyi olabilir; ama biraz da ruh yoksa olmuyor işteeeeeeeeee….
Taraftar özeleştirisi
Maç için bir de özeleştiri yapalım.
Biz klüp olarak da taraftar olarak da doğrusu coşkuyu, sevinci gerektiği kadar yaşamıyoruz.
Şimdi elimizi vicdanımıza koyalım; bu maçı Beşiktaş veya Fener oynasaydı, 90 dakika taraftarı susar mıydı?
Biz sustuk zaman zaman.
Bazı maçların az seyirci ile oynanması da cabası.
Hani tamam, ligin ağabeyi biziz, biraz ağırbaşlı olacağız da bu kadar da olmaz yani.
Dilerim gelecek yıllarda bunu yapmayız.
Son alarak şunu da söylemek istiyorum.
Aman tanrım, neredeyse bütün Fenerliler, maç öncesi, “Daha şampiyon değilsiniz, bizim Denizli maçını unutmayın” dedi, durdu.
Ya anlayamayacaklar bir türlü.
Arkadaş, Fener’den değil, Cimbom’dan söz ediyoruz.
Biz, kapıya gelmişi bırakır mıyız ayol….
Uyarmıştık biz
Benim yaptığım da olacak şey değil ya.
Amma, çok uğraştım Fenerlilerle.
Zaten başlarına gelen gelmiş.
Bir yıl boyunca şampiyon olacaklarına inandılar durdular.
Sonra da başlarına bu geldi.
Eee ilk kez de gelmiyor ya..
Ne yaparsın işte zengin hovardalığı değil mi???
Bırakın şampiyonluğu da dillerinde harcayıp dursunlar.
Bize ne ya….
Biz inanlığımızı yapmıştık zaten; boşuna mı, “İnanmayın çocuklar” demiştik.
Şükrü KÜÇÜKŞAHİN
|